Karalamalar-3: Aristo’nun Mutluluk Kavramı Üzerine
Öncelikle Aristo’nun mutluluk tanımındaki önemli noktaları vurgulayarak başlayıp sonra bunları teker teker ele alalım.
1-Mutluluk kavramı; erdem, haz ve dış iyilerin hepsi ile bağlantılıdır.
- Erdem, fiile yansıdığında erdemdir.
- Erdemler kendi içlerinde bir haz barındırırlar ve erdemi seven ve işleyen insanlara haz verirler. Bu yüzden haz almadan erdem işleyen insanlara erdemli insan denilemez.
- Erdem ve hazzın yanında dış iyiye de sahip olmayan insanlar (ör. çirkin insanlar) mutlu olamazlar.
2- Mutluluk bir yetkinlik sonucudur.
Mutluluk, insanın kendisine konulmuş olan hassaların tatminiyeti ile ortaya çıkan bir hâldir. Bunların başında nesneleri, olayları ve hayatı anlamlandırmaya dair olan merak gelir. Öte yandan mutluluk, hazdan farklıdır. Haz, anlık olarak tatminiyeti vurguluyorsa mutluluk bunun sürekli olmasıdır. Hazzın zıttı olan üzüntüyü duyarken de mutlu olabiliriz. Çünkü üzüntü olaylar karşısında duyduğumuz anlık bir duygu değişimdir ve mutluluğun önüne geçemez.
O yüzden düşünmeyen insan (her düşünen de değil tabi ki) mutlu olamaz. Çünkü insanın mahiyet-i hassası olan düşüncenin hakkını veremediğinden “kendisini gerçekleştiremez’’.
Öte yandan her ne kadar dış iyilerle mutluluk arasında bir bağlantı olması inkar edilemez olsa bile dış iyilere sahip olmayan insanın mutlu olmayacağı görüşü bana göre sıkıntılıdır. Çünkü dışarıdaki şeyleri biz kendi iç değer sistemimize göre yargıladıktan sonra onlar bizim içimizde bir duyguya dönüşüyor. Aristonun verdiği örneğe gelirsek mesela çirkin bir insan dış iyiye sahip olmadığından dolayı mutlu olamaz. Peki aynı şeyi, mesela,kellik üzerinden söyleyebilir miyiz? Kelliğin bizdeki karşılığı neyse ona göre mutlu olup olmamamız değişebilir. O yüzden insanın düşüncesi dış dünyadaki olguları ve olayların mahiyetini tamamıyla değiştirip; iyi olarak görüleni kötü, kötü olarak görüleni iyi olarak içselleştirebilir.
Belki en çok haz verici şeylerden birisi ihtiyaçlarımızın karşılanmasıdır. Mesela günlerce aç ve susuz kalan bir insanın su içtiğindeki aldığı haz buna iyi bir örnektir.İşte bunun gibi de insanın başta insan olması hasebiyle sahip olduğu akıl, kalp, ruh vb. latifelerin tatmin edilmesi lazım. Bunları tatmin edecek şeyleri de kendilerinin boyutuna göre anlamamız lazım. Mesela, kalbin hadsiz bir sevme kabiliyeti vardır. İşte bu hadsiz sevme duygusu sınırlı bir şeyi sevdiğinde bu onun tatmini değil tam tersi azabı oluyor. Dolayısıyla burada vurguladığımız şeyler sadece duyguları kullanmak (?) değil aynı zamanda onların kapasitelerine uygun olarak kullanılması gerektiğidir.. Yine insan aklı için eğer insan aynı sebepten Sonsuz olanın (Allah’ın) bilgisine (marifetullah) ulaşamazsa bu akıl kendisinden beklenen verimi göstermemiş olacak. Dolayısıyla kafesteki kuş ve ırmaktaki balina gibi (kendini gerçekleştirememek) hüzünlü (mutluluğun zıddı olarak) olacaktır. Dolayısıyla mutluluk bir yetkinliktir diyebiliriz.
Yorumlar
Yorum Gönder